İçeriğe Geç

Biberify

TREN

Tarih ve Düşünce

Bir Lokmanın Açtığı Dünya

Fermente acı biber sosunun aroması ve tadı, yemeğin dokusu ve sofranın ortamı, onu tadan kişinin dikkatiyle buluşur. Bir lokmanın kendine özgü bir deneyime dönüşmesinde bizim de payımız vardır. Bu deneyime ne katarız?

Nasıl Hazırlıyoruz?
Yeşil masa üzerinde peynir, üzüm, zeytin, ekmek ve kırmızı sosla kurulmuş bir sofra; çevresinde uzanan eller.
Biberify, sofra ve onu paylaşanların katkısı aynı masada buluşur.Biberify · Fotoğraf

Tadan Kişinin Katkısı

Bir yemeği tatmadan önce ona doğru yöneliriz. Görünüşüne bakar, kokusunu alır, ilk lokmayı nasıl kuracağımızı seçeriz. Sofraya getirdiğimiz merak da bu yönelişin içindedir. Fermente biberin kokusunu arayan biriyle yemeğin dokusuna dikkat eden biri, aynı lokmada başka ayrıntılarda durabilir.

Acı sosla birlikte alınan bir lokmada biberin aroması ve tadı, yemeğin sıcaklığı ve malzemelerin dokusu birbirine yaklaşır. Biz bu karşılaşmaya kendi dikkatimizi katarız: Bir çorbanın gövdesinde oyalanabilir, kızarmış ekmeğin çıtırtısını izleyebilir, ekşiliğin lokma boyunca nasıl duyulduğunu merak edebiliriz. Tattığımız şeyle kurduğumuz ilişki, bu seçimlerle biçim kazanır.

Yemeğe gösterilen dikkat de sofrada olup bitenlere açıktır. Dinlediğimiz bir söz bizi durdurabilir; yanımızdaki kişinin fark ettiği bir ayrıntı, sonraki lokmada aradığımız şeyi değiştirebilir. Deneyime katılmak, önümüzdekinin bize ne söylediğini duyabilecek kadar ona yer açmaktır.

Bütünlüğü Kuran İlişki

John Dewey, Deneyim Olarak Sanat’ın üçüncü bölümünde, yaptığımızla bunun karşılığında yaşadığımız arasındaki bağı ele alır. Bir deneyim, birbirine bağlı parçaları tamamlanmaya doğru ilerlerken kendine özgü bütünlüğünü kazanır. Parçalar bu bütünlükte niteliklerini korur; sonraki an, öncekinin taşıdığı anlamı sürdürür. Paris’te bir restoranda yenilen öğünü de bu bütünlüğün örnekleri arasında sayar.

Bu düşünce sofraya bakışımızı genişletir. Lokmayı seçer, sos miktarına karar veririz; ardından yemeğin sunduğu tat, koku ve dokuya karşılık veririz. İlk lokmada fark ettiğimiz bir özellik, ikinciye nasıl yaklaşacağımıza yön verebilir. Deneyimin akışı, bizim yaptığımızla yemeğin bize sunduğu arasında gelişir.

Acı sosun aroması ve tadı, yemeğin dokusu, bulunduğumuz yer ve dikkatimizi yönelten merak, yaşadığımız öğünde kendilerine özgü yerlerini koruyabilir. Bütünlük, bunların birbirleriyle kurduğu ilişkide belirir. Bir yemeği sonradan “o öğün” diye anmamızı sağlayan kendine özgü nitelik, bu akışın içinden doğar.

Bu Bölümün Kaynakları

Aynı Frekansın Anlamı

Böyle bir yakınlığı “aynı frekansa girmek” sözüyle anlatırız. Yemeğin ritmine, bulunduğumuz yere ve yanımızdaki insanlara dikkatle katıldığımız bir uyum duygusudur bu. Lokmaya uzanan hareketimiz, duyduğumuz aroma, aldığımız tat ve sofrada süren konuşma, aynı yaşantıda birbirine yer bulur.

Bu duyguyu kendi anlatımızda şöyle dile getiririz: “Bazı anlar vardır, eylemimizle aynı frekansa gireriz. Geçmiş, şimdi ve geleceği içinde barındıran bir duyguya girmenin huzuru bedenimizi kaplar. O nadir anda göründüğünden daha derin bir deneyim içinde olduğumuzu biliriz.”

Bu yaşantı herkes için kendine özgüdür. Bir kişi acı sostaki biberin canlılığını izlerken diğeri yemeğin yumuşak dokusunda oyalanabilir. Birlikte yenilen yemek, kişisel dikkatin açtığı bu yolları da içinde taşır. Sofradaki yakınlık, birbirimizin hangi ayrıntıyı seçtiğini merak etmeye de uzanır.

“Eşiği yükseltmek” fikrini bu merakla düşünürüz: Tanıdık bir lokmada daha önce üzerinde durmadığımız bir ayrıntıyı seçebilmek, lezzetin sunduğu ilişkilere daha dikkatle yaklaşabilmek. Bir biberin kokusu ya da sosun yemekle buluştuğu küçük bir an, böyle bir keşfin başlangıcı olabilir.

Sofranızda Kendine Özgü Bir Deneyim

Biberify’da fermente acı biber soslarımızı yemek ve içecekle buluşacakları anı düşünerek hazırlarız. Biberin karakteri, fermantasyonun lezzete kattığı derinlik ve harmanlamayla oluşturduğumuz dengeye verdiğimiz önem, bu buluşmaya sunduklarımızdır. Sizse kendi yemeğinizi, tercihlerinizi, dikkatinizi ve o ana ait koşulları getirirsiniz.

Bu yüzden bir lezzetin sofradaki hayatı, onu hazırlayanın niyetinden daha geniş bir alana açılır. Ne kadar sos eklediğiniz, hangi ayrıntıda durduğunuz ve o lokmayı nasıl yaşadığınız, karşılaşmaya sizin verdiğiniz biçimdir. Hazırladığımız lezzet, sizin sofranızda şekillenen kendine özgü bir deneyimin parçası olur.

Kaynaklar ve Okuma Alanı

  1. John Dewey · Art as Experience, III: Having an Experience

    Okuma alanı: Kişi–çevre etkileşimi, yapma ile yaşama ilişkisi ve parçaların niteliklerini koruduğu deneyim birliği; öğün örneği.

    Erişim:

  2. VakıfBank Kültür Yayınları · Deneyim Olarak Sanat

    Okuma alanı: John Dewey’nin eserinin Türkçe adı, özgün başlığı Art as Experience ve Nur Küçük çevirisinin yayınevi künyesi.

    Erişim: