İçeriğe Geç

Biberify

TREN

Tarih ve Düşünce

Osmanlı Mutfağında Biber: “Arnavut Biberi”nin Açtığı Sayfa

“Arnavut biberi”: 1844 tarihli Melceü’t-Tabbâhîn’de seyrek görünen bu ad, kırmızı toz biberin İstanbul mutfağındaki izlerinden biridir. Özge Samancı’nın araştırması bizi daha erken bir turşu tarifine ve daha sonra saraya gönderilen sebzelerin kaydına da götürür. Bir tarifin kenarından tedarik defterine geçerken, biberin yeni bir mutfakta nasıl yer bulduğunu arıyoruz.

Nasıl Hazırlıyoruz?
Osmanlıca metin blokları arasında üstte iğneli ve yapraklı dallar, altta koyu meyveli bir ağaç gösteren yazma yaprağı.
Suriye fıstığı ve Hint biberi, W.659 yazmasının 214a yaprağı; Osmanlı, 18. yüzyıl başları. Müzenin başlığı korunmuştur; Hint biberi burada Capsicum olarak teşhis edilmez.The Walters Art Museum · The Digital Walters · W.659, fol. 214a · CC BY 3.0

1844: Bir Mutfağın Basılı Sözlüğü

Mehmed Kâmil’in Aşçıların Sığınağı anlamına gelen Melceü’t-Tabbâhîn’i, 1260/1844 tarihli ilk basılı Türkçe yemek kitabı olarak incelenir. Bir aşçının söylediği malzeme adı, basılı sayfada başka mutfaklara taşınabilecek bir iz bırakır. Kitabın nüshaları ve yeniden baskıları da bu izlerin izlenebileceği yeni yüzeyler açar.

Kitabın düzeni de malzemeyi nerede arayacağımızı belirler. Acar Tek ve Sürücüoğlu, on iki ana faslın yanında sayfa kenarlarına eklenen tarifleri içeren bir derkenar bölümünü de tanıtır. Salata, tarator ve turşu tarifleri burada bulunur. Bir malzemenin izini sürerken içindekiler başlıkları kadar, ana metnin çevresinde yer alan bu tarifler de önem kazanır.

Samancı’nın 2019 araştırmasında kırmızı toz biber, kitaptaki “Arnavut biberi” adıyla karşımıza çıkar; kullanımı seyrektir. Bu seyrekliğin kendisi de tarihin parçasıdır. Bugün yaygın bulduğumuz bir malzeme, o kitabın tarif dünyasında aynı ağırlıkta değildir.

Bu Bölümün Kaynakları

Eski Bir Tarifte Biberin Kimliğini Bulmak

Eski bir satırdaki “biber”i bugünkü alışkanlıkla okumak kolaydır. Oysa karabiber ile Capsicum biberleri farklı bitkilerdir. Renk, biçim ve köken bildiren sıfatlar bu yüzden değerlidir: “Arnavut biberi” gibi bir ad, belirsiz sözcüğün çevresini daraltır. Hangi malzemenin tarifte işe katıldığını o ayrıntılarla araştırırız.

Samancı’nın aktardığı 18. yüzyıl turşu tarifi, kırmızı biberi 1844 kitabından önceye taşır. Araştırma, yeni malzemelerin İstanbul ve saray mutfaklarındaki tüketiminin özellikle 19. yüzyılda yaygınlaşmasını da anlatır. Erken bir tarif, bu uzun yerleşmenin bir anını yakalar; bütün şehrin aynı anda aynı malzemeyi kullanmaya başladığını söylemez.

Samancı’nın 1854 yılına ait bir saray mutfak defterinden aktardığı kayıt, bu yerleşmenin başka bir yönünü gösterir. Feriye, Beylerbeyi, Çırağan, Ortaköy ve Aynalı Kavak bostan ve bahçelerinden saraya gönderilen ürünler arasında biber ve yeşil biber de vardır. Tarif sayfası bir yemeğin hazırlanışını anlatırken, bu kayıt malzemenin sarayın tedarikinde yer aldığını gösterir.

Bu Bölümün Kaynakları

Kütüphane Kaydından Üretim Belgesine

Bu geçmişe bugünün tanımlı bir biber ürünü üzerinden de yaklaşabiliriz, ama aradaki yüzyılları atlamadan. Bir coğrafi işaret belgesi güncel ürünün coğrafyasını, özelliklerini ve üretim çerçevesini tanımlar. Eski tarifteki adın bugünkü ürüne kesintisiz ulaştığını göstermek içinse, o aralıktaki üretim ve kullanım izleri gerekir.

Şanlıurfa Biberi’nin 33 numaralı belgesi coğrafi işaret kayıtlarının bir örneğidir. Belgenin üzerinde “Yayın Tarihi: 29.04.2001” bulunur; güncel TÜRKPATENT sicilindeki tescil tarihi ise 26 Şubat 2002’dir. Menşe adı kapsamındaki belge, “Biber (isot)” ürününü ve biberin işlenişini tanımlar. Yer adı, ürün özelliği ve üretim bilgisi aynı resmî kayıtta birleşir.

Bu Bölümün Kaynakları

Bir Malzemeye Üç Kayıttan Bakmak

Bir Malzemeye Üç Kayıttan Bakmak
Kayıt TürüAydınlattığı Soru
Tarif metniBiber, belirli bir yemekte hangi adla ve nasıl kullanılıyor?
Tarih araştırmasıBu kayıt hangi döneme ve mutfak çevresine yerleşiyor; kullanımın yaygınlaşması nasıl izleniyor?
Tescil belgesiAdlandırılmış güncel ürünün coğrafyası, özellikleri ve üretim çerçevesi nasıl kaydediliyor?

Melceü’t-Tabbâhîn’in sayfasına döndüğümüzde “Arnavut biberi” artık küçük bir malzeme ayrıntısı olmaktan çıkar. Seyrekliği, turşu tarifindeki erken iz ve 1854’teki tedarik kaydı, alışılmış sandığımız biberin bir mutfağa yerleşmek için geçirdiği zamanı düşündürür. Hikâye, eski sayfada o tek adı fark etmekle açılır.

Bu Bölümün Kaynakları

Kaynaklar ve Okuma Alanı

  1. Acar Tek ve Sürücüoğlu · Basılmış olan ilk Türk yemek kitabı Melceü't-Tabbâhîn, 2014

    Okuma alanı: Kitabın kimliği ve 1260/1844 baskısı; [tam metin](https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/76857), s. 226–228: on iki fasıl ve derkenar tarifleri.

    Erişim:

  2. Özge Samancı · İstanbul mutfağında Yeni Dünya lezzetleri: domates, biber, 2019

    Okuma alanı: Samancı 2019, s. 88–89: 18. yüzyıldaki kırmızı biberli turşu, 1844 kitabındaki Arnavut biberi ve 19. yüzyılda yaygınlaşma. S.88, dipnot 5: 1854 saray mutfak defterlerinden bostan ve ürün kaydı(BOA, Cevdet Saray, no. 257); araştırmacının aktarımı.

    Erişim:

  3. TÜRKPATENT · Şanlıurfa Biberi, coğrafi işaret belgesi no. 33

    Okuma alanı: Menşe adı, “Biber (isot)”, Şanlıurfa ili ve üretim çerçevesi. Taranmış belgedeki 29 Nisan 2001 yayım tarihi ile güncel sicildeki 26 Şubat 2002 tescil tarihi ayrı alanlardır.

    Erişim:

  4. TÜRKPATENT · Şanlıurfa Biberi güncel sicil kaydı

    Okuma alanı: Şanlıurfa Biberi: menşe adı, tescil no. 33, 26 Şubat 2002 tescil tarihi.

    Erişim: